Hoşgeldin, ziyaretçi! [ Kayıt Et | Giriş Yap

 

ŞAHANE HATALARIM.BÖLÜM -2

  • Liste: 18 Mart 2013 18:55

Açıklama

ŞAHANE HATALARIM.BÖLÜM -2

Sandro sizi, dikkat ettiğinizden değil tabii, tereyağı renkli deri
koltukları, krom vites kolu ve desenli ahşap ön paneli olan lacivert
BMW 7 serisi arabasıyla alıyor. Arabaya binip koltuğa yerleşirken,
insanların size baktığını hissediyorsunuz. Lame sandaletleriniz ve
toplanmış saçlarınızla sizin prenses olduğunuzu düşünüyor olmalı-
lar. Oldukça gösterişli, parlak ve seksi. Tabii, sizin bildiklerinizi
bilmiyorlar. Yani aslında beş kuruş parası olmayan bir gurbetçi
olduğunuzu, asalak bir erkek arkadaşınız olduğunu ve bu parlak
arabaya binmenin muhtemelen çok kötü bir fikir olduğunu bilmi-
yorlar. Sandro eğilip, hızla dudağınızdan bir öpücük çalıyor. Dudak-
ları tuzlu ve sıcak.
Piazza dei Rossi’de bulunan son moda, loş ışıklı bir şarap barı
olan Le Volpl e l’Uva’da akşam yemeğine gidiyorsunuz. Barın sahi-
bi, evde-kalmış Katolik bir bakire ve yalnızca çok yakışıklı erkek
garsonlar çalıştırıyor. Yemekte alazlanmış karides ve kalamarlı
fettucini makarna var ve Sandro onu büyülediğinizi söylüyor.
“Dünya senin etrafında dönüyor,” diyor ve elinizi kavrayarak
parmaklarınızın uçlarını öpüyor. Kendinizi gerçek bir prenses gibi
hissediyorsunuz. “Burası güzel şeylerin,” diyor, “Tutkulu şeylerin
yaşanması gereken bir şehir. Seni bir süre tutacağız. Sen buraya
aitsin.” Ve bu şahane mekânda, kendinizi buraya ait hissediyorsu-
nuz. Leziz yemekler, mum ışığı; hepsi çok kolay, çok tanıdık ve çok
güzel geliyor. Ancak bütün yemek boyunca, Filippo’yu düşünmeden
58zamanınızı burada geçiriyorsunuz, burada oturup içki içmekten
başka bir şey yapmak istemiyorsunuz, bunun için neden para al-
mayasınız? Fakat aynı gece, iş fuarından bir insan kaynakları me-
muru sizi arıyor. Özel etkinlikler organizasyonunda çalışıyor ve ‘par-
ti planlama ve eğlence’ departmanında açık bir pozisyon olduğunu
söylüyor.
Buz pateni sahasındaki işe girecekseniz, 46. Bölüme gidiniz
(sayfa 119)
Özel etkinlikler organizasyonundaki işe girecekseniz, 47. Bölüme
gidiniz (sayfa 122)lar. Belki biradan ya da güveçten, bilinmez ama gecenin sonuna
gelindiğinde, her biri zor hayatlar sürdüren ve hiçbir zaman kendi-
lerini ya da sizi ikinci sınıf vatandaş olarak görmeyen bu kırmızı
yüzlü, tıknaz Norveçli kadınlara neredeyse âşık olduğunuzu hisse-
diyorsunuz.
Gülüyorlar ve sizin yaşınıza dönmeyi ne kadar çok isteyecekle-
rinden, hayatlarını nasıl da değiştirebileceklerinden bahsediyorlar
ama sonra konuşmaya ara verip, biralarını yudumluyorlar ve omuz-
larını silkiyorlar. “Ellerine bak,” diye uyarıyor Marta, “Yumuşacık.”
Size kendi ellerini gösteriyor, kıpkırmızı ve devamlı paket yapmak-
tan yıpranmış. 0 kadar kızarmış ki sanki birileri kaynar suya daldı-
rıp çıkarmış. Sizin elleriniz hâlâ yumuşak. Ama ne kadar süre böyle
kalacak?
Markette kalmanızın hata olup olmadığını merak ediyorsunuz,
fakat hata olsun ya da olmasın, kuzeyde ücra bir kasabada iş sınır-
lı; şey, aslında tamamen sınırlı sayılmaz. Her zaman Lili var, kalem
çekilmiş kaşları olan ve tütün rengi kör fino oyuncağını kolunun
altında çanta gibi taşıyan balona benzeyen Lili. Beyler İçin Küçük
Lili adında bir ‘telefon hizmeti’ yürütüyor ve birkaç kez size, onunla
çalışmak isteyip istemeyeceğinizi sordu. “Kasabadaki en iyi iş,”
diyor. “Yalnızca erkeklerle müstehcen konuşmalar yapı^, bol para
kazanıyorsun. Ücret iyi ve cinsel organın evde, ait olduğu yerde
kalıyor.”
“İyi ama kim arr/or?” diye soruyorsunuz.
Lili bir an düşünüyor. “Sanırım, ortalama olarak, herkes^en ç0^
kamyonculardan telefon alıyoruz. Onlar ve tekerlekli Sğncja|ye|j
bazı sapıklar.”
Marketle valacaksanız, 44. Bölüme    (sa^a
Telefon servisinde çalışandanız, 45. Bölüme gidiniz (sayfa 116)11. Bölümden..,
Hyatt’taki iş fuarına gidiyorsunuz, ancak sahte sigortacılar, pi-
ramit planları ve ucuz üniforma şirketlerinin içler acısı gösterisi
olduğu anlaşılıyor. Employee Times! aboneliği ve bedava plastik
düdük dışında hiçbir şey yok. Harika.
Kendinizi yalnız hissedip, liseden eski arkadaşlarınızı arıyorsu-
nuz ama kimse yanıt vermiyor. Gece, mahallenizdeki kapalı paten
sahasına gidiyorsunuz, orada paten alanına bakan bir bar var.
Paten yapanlar o kadar zarif ki bardan onları seyrediyorsunuz ve
onlar hiç çaba göstermeden, asla birbirlerine dokunmadan, hiç
düşmeden etrafta dönerken ve hep ileriye giderken, siz biranızı
yudumluyorsunuz. Hep ileri, daha ileri gidiyorlar.
Tabii bu ilerleme arada sekteye uğramıyor değil, çarpışmalar
yaşanıyor, hem de sıklıkla yaşanıyor. Kollar ve bacaklar, kötü yer-
leştirilmiş balık oltaları gibi birbirine karışıyor. Suratlar kızarıyor ve
özür dileniyor. Bütün bunlar size hayatı hatırlatıyor; hiç çaba gös-
termeden kayarken birine çarpıyorsunuz ve sizin buzun üstünde
hızla yuvarlanmanıza neden oluyor. Yerde bir süre sersemlemiş bir
şekilde oturuyorsunuz, sonra beceriksiz bir şekilde ve yavaşça
yerden kalkıyorsunuz.
İşte o anda barın arkasına raptiyeyle tutturulmuş parlak sarı
kartı görüyorsunuz. Yarı-zamanlı eleman aranıyor. Zaten bütün
56

Listing ID: N/A

Report problem

Processing your request, Please wait....

Yorum Yaz

Yorum yapmak için giriş yapın.