Hoşgeldin, ziyaretçi! [ Kayıt Et | Giriş Yap

 

aldatılan kadınlar-8-bölüm

  • Liste: 25 Mart 2013 17:43

Açıklama

aldatılan kadınlar-8-bölüm

Artık inkar etmiyordu
Eray daha fazla inkar edemedi. “Seni kaybetmekten
korktuğum için yalan söyledim” dedi. Eşiyle ayrı oldu-
ğunu söyledi. Biraz rahatladım ama bunu kanıtlaması-
nı istedim. Aylarca kanıtlayamadı. Defalarca ayrıldım
ondan, her seferinde yine çıktı karşıma. Bir yandan da
benim paramı yiyordu. Bir gün eşi aradı beni. “Eray eve
uğramıyor. Çocuklarıyla da ilgilenmiyor. Yuvamın yı-
kılmasını istemiyorum” dedi. Söz verdim o kadına.
Zaten ben bu ilişkiye Eray’in evli olduğunu bilerek baş-
lamamıştım. İşimden ayrıldım. Yaşadığım şehri değiş-
tirdim. Kimsenin yüzüne bakamıyordum. Bilmeden
yuva yıkan kadın pozisyonuna düşmüştüm. Benim yü-
zümden üç çocuk mutsuz olup üzülmüştü. Oysa ben
düşmanıma bile zarar veremeyecek bir insanım. Ölmek
istedim, başaramadım. Depresyona girdim. Bir süre
hastanede yattım. Eray her defasında farklı yalanlarla
ve duygu sömürüleriyle yeniden çıktı karşıma. “Madem
ayrısın, getir annenleri isteyin beni” dedim. Yapamadı
tabii ki. Çok kötü bir şekilde aldatılmıştım.
Önce inanmadım, konduramadım. Biri dalga geçiyor-
dur sandım. Ama olay gerçekti. Başımdan aşağı kaynar
sular dökülmüştü. Bunu Eray a söylediğimde “Yok öyle
bir şey yaaa” diyerek inkar etti. Annesine, ablasına sor-
dum onlar da kabul etmedi. Ancak telefonlar sıklaştı.
Beni arayan kişi Eray’ın çocuklarının adını, oturdukla-
rı yeri, her şeyi anlatmıştı.Depresyon tedavisi gördüm
Şimdi bana “O kadar sürede nasıl anlamadın? Niye
yaşadığı yere gidip gerçeği öğrenmedin?” diyorsunuz
değil mi? İnanın hiç anlayamadım. Gözüm zaten kör
olmuştu. Çevremdekiler hep söylüyordu ama inanmak
istemiyordum. Sevdiğim insan bana yalan söylemezdi,
söyleyemezdi. Çünkü ben ona hiç yalan söylemedim.
Öğrenince araştırma yapmadım, aileme yaptırmadım.
Çünkü olan olmuştu, eğer karşımdaki insan bunu bana
söylemiyorsa bunun peşine düşüp araştırmak ve yala-
nını çıkarmak bana göre değildi. Böyle şeylerin peşine
düşmek beni küçültürdü. Eray’dan kopmam 2 yıl sür-
dü. Aylarca ağladım, 15 kilo verdim, tedavilerle yaşa-
dım ama görüşmedim. Beni tehdit etti, aldığı borçları
vermedi ama teslim olmadım. Erkeklere hiç güvenim
kalmamıştı. Çevremde benimle olmak isteyen çok in-
san vardı ama ben korkuyordum. İki yıl sonra Kerem’le
tanıştım. Sosyal olarak görüşüyorduk. Zamanla onun
ısrar ve çabasıyla duygusallığa döküldü. Aşık değildim,
arkadaşça seviyordum. Çok sorunlu bir insandı. 3.5 yıl
psikolojik sorunlarıyla mücadele ettim. Beni ona bağla-
yan tek neden dürüst ve içi-dışı bir olmasıydı. Beni ar-
tık aşk, tutku ilgilendirmiyordu, karşımdaki insan ol-
sun yeterdi. Zor ve sorunlu bir ilişki oldu. 2-3 kez ayrıl-
dım ama tekrar tekrar karşıma çıkıp her şeyin düzele-
ceği konusunda ikna edip şans istedi. Verdiğim şanslar
işe yaramadı ve ayrıldık.Çocukluk arkadaşım Avni
Aradan uzun zaman geçti ve karşıma çocukluk ar-
kadaşım olan Avni çıktı. Beraber büyümüştük. Yıllar
önce bana aşık olduğunu söylemiş, evlenme teklif et-
mişti. Duygularım kardeşçe olduğu için kızarak red-
detmiştim. Tesadüfen karşılaştık. Aynı şehirde yaşı-
yormuşuz ama bundan haberimiz yokmuş. Çalıştığı
şirket, geçici olarak buraya yönetici olarak göndermiş
onu. Oturduk, saatlerce konuştuk. Evlenmişti. Eşiyle
mutsuz olduğunu ve ciddi sorunlar yaşadığını hatta ay-
rılma safhasında olduklarını anlattı. Tartıştıkları için
eşinin bir süre arkadaşında kalmaya gittiğini söyledi.
Ertesi gün yine buluştuk. Onunla sohbet etmek beni
çok rahatlatmıştı. O gün duygularım değişmeye baş-
ladı. Konuştukça duygularını açtı, hiçbir zaman aklın-
dan çıkmadığımı, her zaman bepi düşündüğünü, hatta
beni unutup hayata dönebilmek için evlendiğini söyle-
di. Bu sözler beni çok etkilemişti. “Keşke sana bir şans
verseymişim” dedim. O bunu yıllardır karşılıksız olan
duygularına ilaç olarak görüp farklı bir havaya girdi ve
“Bu saatten sonra seni asla bırakmam” dedi. Karşı çık-
tım önce. Bunun asla olmayacağını, yanlış olduğunu,
ortada masum, bunları haketmeyen bir insan olduğu-
nu, bunu yapamayacağımı söyledim. Çünkü yine yuva
yıkan kadın olmak istemiyordum. O bana “Zaten ayrıl-
mak üzereyim, bu aşka kıyma” diye cevap verdi. Sonra
da devamlı görüşmeye başladık.Yalanları ortaya çıktı
Yıllardır unuttuğum o heyecanlar, o duygular kal-
bimde yeniden yeşermişti. Seviyordum, seviliyordum.
Yeniden heyecan duyuyordum. Bu duyguları bir kez
daha yaşayabilmek benim için mucizeydi. Ancak onun
evli olduğu gerçeği önümde bir duvar gibi duruyor-
du. Eşi gelince görüşmeme kararı aldım. Her defasın-
da karşıma geçip bensiz olamayacağını söyledi, evlen-
me teklifleriyle geldi. Aldığım kararları bir türlü uygu-
layamıyordum, buna izin vermiyordu. Bana devamlı
tartıştıklarını ayrılacağını söyledi durdu. “Eşinden ay-
rılıp gel, seni bekleyeceğim. Ama o zamana kadar beni
sakın arama, görüşmeyelim. Yoksa ayrılığınızdan ben
hep kendimi sorumlu tutar, vicdan azabı duyarım” de-
dim. Ayrılamadı eşinden Avni. Tam 1 yıl bekledim.
Ayrılmamız mümkün olmayınca Avni’nin beni bırak-
ması için çeşitli oyunlar denedim. Benimle çıkmak iste-
yen biri vardı, Avni’nin görebileceği bir ortamda onun-
la buluştum. Sonradan öğrendim ki o kişi de evliymiş.
O kişiyle de görüşmelerimi kestim.
Ayrılmak için oyun
Kendime bir e-mail adresi alarak, aşk mektupları
gönderdim. Sanki bir erkek bana aşıktı da aşkını ilan
ediyordu. Ben de ona yine mail yoluyla karşılık veri-
yordum. Avni’nin bu mailin şifresini kırmasını ve tüm
yazışmaları okumasını sağladım. Böylece onu aldattı-
ğımı düşünecek ve beni bırakacaktı. Nitekim amacıma..ulaştım. Mailleri okuyup hesap sordu bana. “Alçaksın,
basitsin, namussuzsun” dedi. Ayrıldık. Ben çok acı çe-
kiyordum ama en azından vicdani olarak rahattım.
Ayrıldıktan sonra öğrendim ki, Avni ile eşinin arasında
öyle büyük problemler yokmuş. Aslında eşiyle severek
evlenmiş. En son tartışmalarının üstüne eşinden özür
dilemek için araba almış. Ben günlerce vicdan azabı çe-
kerken ve onun mutsuzluğu için de ayrıca üzülüp, ağ-
layarak uykusuz geceler geçirirken, Avni bana da eşi-
ne de oyun oynuyormuş meğerse. Şu anda internetten
biriyle görüşüyorum. O da evli. Görüşmelerimiz 6 ay-
dır sürüyor. Saygılı, tertemiz bir insan. Eşiyle gerçekten
ciddi sorunları var ama çocukları küçük ve büyümele-
rini bekliyor. Benden duygusal anlamda beklentisi yok,
çünkü artık üzülmemi istemiyor.
Bana cevap verin
Şimdi size soruyorum… 22 yaşında, saf, temiz, ha-
yalleri, umutları olan, çiçeği burnunda bir genç kızdım.
Şimdi 32 yaşında, orta yaşa yaklaşan bir kadın oldum.
Benim çektiklerim, acılarım, umutlarım, hayallerim,
benden gidenler ne olacak? Bunları bana kim geri vere-
cek? Ben yaşadıklarımın hesabını kime sorayım?
Kimileri “O senin aptallığından olmuş” diyordur
şimdi. Eğer sevmek, karşındakine kendin gibi inan-
mak, güvenmek, sonrasında o insanın eşi ve çocukla-
rını düşünerek ayrılmak aptallıksa, ben en büyük ap-
talım. Hayalim hep sevdiğim insanla evlenmek, mut-lu bir yuva kurmak, huzur içinde yaşamaktı. Ama sa-
dece hayal olarak kaldı. Yanına acı, hüzün, keder eklen-
di. Artık hayatın bana getireceklerinden korkarak yaşı-
yorum. Dileğim, hiç kimse aldatan ve aldatılan taraf ol-
masın. Herkes hakettiği güzellikleri, insanca yaşasın..
Umutlarım yarım kaldı…İhanetin Ağır Yükü
Gülce’nin eşi kazandığı paralan genç kadınlarla yedi.
15 yıllık evliliğini bitirdi ama ihanet çemberinden çık-
mayı başaramadı Gülce. Eşinden sonra hayatına giren
erkekler de hep aynı şeyi yaptı. Gülce hayatlarında var-
ken genç kızları da ihmal etmediler ihanet edenler.
utlu olduğunu sanarak, geçen onca yıldan ölün-
M _ceye kadar süreceğine inandığım büyük aşkı-
mın avuçlarımın içinde kocaman bir hiçe döndüğünü
görüp, 15 yıllık bir evliliğe son noktayı koyduğumda;
“Hayat kırkında başlar (ya da başlamalı, başlamak zo-
runda)” diyordum. Kocamı aldatmak asla aklımın kö-
şesinden geçmemişti. Ben hep tek eşli bir dünya kur-
muştum kendime. Oysa eşim borsadan kazandığı pa-
ralarla Bilkent’li kızların, İzmirli körpe dulların tadına
bakmıştı hep. “Neden? Benim neyim eksikti de gözü dı-
şarılara kaydı?” diye düşündüğümde doktor olan ablam
bence mantıklı bir cevap verdi: “Erken andropoz belir-
tileri bunlar. Sana, yani her zamanki partnerine karşı
heyecan ve erkekliği kalmayınca, gençlerde yakalamaya
çalışıyor yitirmeye başladığı erkekliğini…”
Nihayet boşanıyordum
Genç kızlığımda biraz çapkınca sayılırdım. Gerekli
altyapı olan zekâ, güzellik ve cinsel cazibe de mevcutolunca hiç zor olmadı çapkınlık. Çapkınlık derken aynı
anda iki erkeği birlikte idare etmekten bahsetmiyorum.
Birinden sıkılıp diğerine fazla vakit kaybetmeden ge-
çerdim. Bana öyle geliyor ki, bu çabuk sıkılma ve bırak-
ma olayı, ilişki belli bir noktaya gelip de erkeğin daha
ileri seviyede bir şeyler istemeye başlamasından kaçış-
tı. “Bekaretimi, evleneceğim ya da gerçekten çok faz-
la seveceğim, buna değdiğine inanacağım erkeğe ver-
mek isterim” demek istemiyordum. Bunun sonucun-
da “Geri kafalı, çağın gerisinde kalmış kız” damgası yi-
yebilirdim çünkü. Bana gerçekten inanan, sadakatime,
ondan başkasına yan gözle bile bakmayacağıma güve-
nen ilk erkeğe bizzat ben evlenme teklif ettim. Yakışıklı,
uzun boylu, güçlü-kuvvetli olmasının da bunda etki-
si vardı tabii. 15 yıl süren evliliğim boyunca asla iha-
net etmek aklımın köşesinden geçmedi. Ancak eşimin
beni aldatmaları sonucunda boşanmak için mahkeme-
ye başvurdum. Boşanmanın en iyi çözüm olduğuna eşi-
mi de inandırdım.
İnternetle tanışma
Evliliğimin bitişi ve internetle tanışmam (mutlu bir
tesadüf olarak) 1997 sonuna rastladı. Böylece evlilik
sonu yaşanan yalnızlığı ve çöküşü kolay atlattım.
Gerek erkek arkadaş, gerekse dost bulma açısından
hiç sıkıntı duymadım. Bu arada sohbet odalarında ge-
zerken sevgiye de sürekli gereksinim duyan insanlar-
dan biri olduğumu anladım. Bunda yengeç burcu ol-mamın etkisi var, evlilikte ilk yıllardaki romantizmi çok
çabuk tüketmiş olmanın etkisi var. Bir gece yine chat
yaparken birinden peş peşe mesajlar gelmeye başla-
dı. Benimle mutlaka konuşmak isteyen, beklemeye ta-
hammülü olmayan, 45 yaşlarında bir yalnız adam var-
dı karşı tarafta. İki gün konuştuk ve hemen ev, iş, cep
ne kadar telefonu varsa yazıverdi. Aramamı bekliyor-
du. Yalnızlığına üzüldüm ve aradım. Hoş bir ses tonu
duydum karşı taraftan, kaliteli, kibar, beyefendi biri.
29 Haziran 1999 için ilk buluşma teklifi benden geldi.
Yetişkin iki insan Kuğulu Park’ta oturup birer çay içip
dertleşebilirdik öyle değil mi?
İlk randevuda ekildim
Ertesi günü tam kararlaştırılan saatte gittim ve bek-
lemeye başladım. Gelmedi. Cep telefonum da yoktu o
zamanlar. Eve döndüm. Son bir ümitle cebini aradım
ki, tam da o beni arıyacakmış. Kız kardeşi ile bir işi çık-
mış, onu halletmek zorunda kalmış, sakıncası yoksa
kardeşi ile beni evden almaya gelecekmiş. Gerçekten de
boyu ve fiziği ona son derece benzeyen bir hanımla gel-
di, tanıştık ve onu evine bıraktık. Biz de geceyi bera-
ber bir balık restoranında rakı içerek ve daha sonra da
bir kulüpte dans ederek geçirdik. Sabaha kadar… İlk gö-
rüşte aşk dedikleri şey her nedense hep benim başıma
gelir. Çarpıldım. Eşimle de yolda çarpışarak tanışmış-
tık. Eee, daima hayalini kurduğu keçisakallı, kilosuna
dikkat eden, genç görünümlü, enerjik, kırmızı-lacivertpantolon askıları takan, çılgın mimar tipli, dans etme-
yi, yaşamayı, kahkaha atmayı seven, iyi giyimli, altında
son model kırmızı spor bir arabası olan harika bir adam
bulunca bir kadın aşık olmaz da ne yapar? Bir hafta ina-
nılmaz bir hızla geçti. Sürekli aranıyorum. Buluşmasak
bile sesimi duymak istiyor. O anda neler yaptığımı öğ-
renmek istiyor. Aman yarabbim daha önceleri nereler-
deydi? Ya ben nerelerdeydim? Neden daha önce tanış-
madık biz bu adamla? İkimiz de ayrı ayrı mutsuz ev-
lilikler yapıp ikişer çocukla kalacağımıza niçin daha
önce karşılaşmadık? Biz birbirimiz için yaratılmışız
oysa. Yatakta, mutfakta ve dışarıda müthiş bir uyum
içersindeyiz.
Binbir türlü bahane
Büyük mutluluklar neden hep kısa sürer? Birden
aramalar bıçak gibi kesildi. Oğlunun doğum günü var-
mış. Hafta sonlarını annesi ve kız kardeşleriyle geçirir-
miş. Babasını kaybettikten sonra ne de olsa ailede tek
erkek o kalmışmış. Esasen oğulları başka kadınlarla be-
raber olmasından hoşlanmıyorlarmış. Hem zaten tam
olarak da boşanamamış. Tanıştığımız gün nüfus cüzda-
nında da evli yazıyordu ama aldırmamıştım bile. Benim
onunla olabilmek için bir anne olarak çocuklarımı ih-
mal etmem onu rahatsız ediyormuş. İsmim ona hiç sev-
mediği baldızını hatırlatıyormuş. Bir sürü bahane…
19 Ağustos 1999 depreminde ilk onu aradım. Cevap
vermedi. İş ortağı olan hanımla berabermiş; SibelHanımla. Aynı zamanda ayrılmaya çalıştığı eşinin de
apartman komşusu oluyor. Sibel; evli, mutsuz, çocuğu
olmayan bir kadın.. Aslında çocuklarının yanına git-
miş de, bana karşı ortağına gitmiş havalarında galiba.
Deprem sonrası tam bir hafta gene beraber oluyoruz.
Gündüzleri iş yerlerimizde, ama geceleri onun yata-
ğındayız. Şimdi düşünüyorum da yaşayamadıklarımı-
zı yaşama telaşı diye adlandırıyorum. Çocuklarımı ih-
mal ediyormuşum kimin umurunda? Ama bir sabah
5’te içime doğan bir şeylerden işkillenip kendi evime
döndüğümde 6 yaşındaki oğlumu yatağın içinde otur-
muş ağlarken bulduğumda, aslında onun haklı olduğu-
nu, bir annenin bir başka adamı ne kadar çok severse
sevsin, bir küçük masum varlığı çaresiz bırakmaya hak-
kı olmadığını düşünüyorum pişmanlıklar içersinde…
Artık aramıyor beni
Derken Ekim sonu geliyor. Artık o aramıyor. Ben
arıyorum iki üç günde bir. Midesinin hastalığını anla-
tıyor. Mide kanamaları başlamış yine. Ben de inanıyo-
rum. Bir akşam saat 8 gibi işyerini arıyorum. Telefonu
açan sevdiğim adam değil. Karşımda buz gibi bir ses…
Bir başkasını seviyormuş, benim de evlenmeyi düşün-
düğüm, mantık evliliği yapsam dediğim bir başkası
varmış ya zaten. Şu anda o sevdiği genç kızla beraber-
miş. Birlikte yemeğe gideceklermiş. Yaşı 27. Doğduğu
günden beri tanıyormuş kızı, eline doğmuş. Ama ben
tyJjYftmm ki internette tanıştı kızla… Bu kendi yaşıtımolup ta gençleri bana tercih eden kaçıncı erkek? Kocam,
Necdet ve şimdi de bu işte. Yine mi andropoz? Şimdi
yıkılmak değil ayakta durmak zamanı. Toparlan Gülce
ve bu adamı aklından, kalbinden, her yerinden sil. O
ihtiraslı geceler sonunda sende bıraktığı morlukları,
yaz günü kimseden saklamak zorunda kalmayacaksın
artık tamam mı? 16 yaşındaki kızına ve 6 yaşındaki oğ-
luna “Ben bu akşam arkadaşlarla sinemaya gidiyorum”
masalları uydurup, sabaha doğru kapıcıya görünmeden
eve süzülmek zorunda da değilsin. Kurtuldun bu ada-
ma duyduğun her şeyden. Sevinmelisin. Tamam mı?…
Meğer unutmamışım
Ama hikaye bitmedi. Araya altı ay ayrılık girdi. 7
Nisan 2000e kadar “Onu unuttum” masalıyla kendi-
mi kandırdıktan sonra bir tek telefonla ona doğru koş-
tum. Maddi durumu bozulmuş, ucuz bir şampanya al-
mış kutlama için. Kendince yiyecek bir şeyler hazırla-
mış. Evine çağırıyor. O siyah saçları bembeyazlaşmış,
sakalını kesmiş. TV seyrediyoruz. Kolunu omzuma at-
mış, sımsıkı sarılmış, kokumu içine çekiyor. “Beni ger-
çekten özledin mi sen?” diye soruyorum. Diğer kızı
sormaya dilim varmıyor. “Evet” diyor. “O zaman gös-
ter bakalım ne kadar özlediğini” diyorum. Gösteriyor.
Sular, seller, pınarlar, çağlayanlar gibi kaynaşıyoruz sa-
baha kadar. Korkarak soruyorum sabaha doğru bir ara,
—Artık o yok değil mi?
—Kim o?

Listing ID: N/A

Report problem

Processing your request, Please wait....

Yorum Yaz

Yorum yapmak için giriş yapın.